Blog

Mutlu Olmak, Mutlu Beslenmek, Mutlu Yaşamak

Mutlu Olmak, Mutlu Beslenmek, Mutlu Yaşamak

 

Zayıflamanın, sağlıklı beslenmenin, fit bir vücuda sahip olmanın bir sürü formülü var. Her uzman kendi uzmanlık alanına, bilimsel araştırmalarına, takip ettiği bilim dalına göre farklı teoriler benimseyip çeşitli öneriler üretiyor. Bazı uzmanlar belirli bir besin grubunu açıkça dışlarken bazıları hepsinin dengeli bir bileşimini gerekli görüyor.

Ancak, aslında, her şeyden önce kilo ve beden açısından arzu edilen hedefe ulaşmanın en önemli anahtarı mutluluk. Bu çoğu zaman göz ardı ediliyor ya da insanların zaten kendi hayatları ile mutlu olduğu farz edilerek bunun üzerine beslenme programları yazılıyor. Fakat, günümüzde mutluluğun, insan psikolojisinin insan sağlığı ve kilo üzerinde muazzam etkisi olduğu bilimsel araştırmalarla sabit.

Ne yazık ki gerek ülkemiz gerekse dünya olarak birçok açıdan zor zamanlardan geçiyoruz. Bunun yanı sıra benzersiz çetinlikte bir kış geçiriyoruz. Kötü giden ekonomi, korku salan terör, içimize işleyen soğuk ve bunlar gibi bir dizi dış faktör bizi evlerimize hapsediyor belki de. Bu doğrudan veya dolaylı olarak yani depresif duygular ve keyifsizlik üzerinden gerçekleşebiliyor. Bu nedenle de mutsuzluk yerleşiyor, kronikleşiyor, kilo yapıyor. Sağlıksız beslenme, yediklerimizde mutluluğu bulma umudu ve hareketsizlik zaman zaman bunların hem sebebi hem de sonucu oluyor.

Her şeyden önce aklımıza şunun girmesi lazım ki yarattığımız enerji bize misli misli geri dönüyor. Mutsuzluk bizi karbonhidratlara, özellikle şekere ve yağlı yiyeceklere yönlendiriyor. Ama bu tür yiyecekler bize mutluluğu en azından uzun vadede vermiyor. Anlık mutluluk belki de sadece dakikalar sürüyor. Sonrasında yükselen glisemik indeksimiz bizi miskinleştiriyor ve uykumuzu getiriyor. En önemlisi çok basit bir dille yedikçe daha fazla yeme ihtiyacı doğuruyor. Yani hem tükettiğimiz fazla karbonhidratlar yağa dönüşüp depolanıyor ve kilo yapıyor hem de bizi daha fazla tüketmeye sevk edip yeni kiloların kapısını açıyor.

Bunun çözümü ise mutluluğu yiyeceklerde aramamak. Biz kendimize mutluluğu her ne olursa olsun sağladıktan sonra hazırlayacağımız her yiyecek, tükettiğimiz her atıştırmalık sağlıklı olması kaydıyla bize daimi mutluluk getirebilir. Zaten her şeyden önce hazır veya işlenmiş gıdalardansa kendi yaptığımız yiyecekleri tercih etmemiz lazım. İçeriğini tam olarak bilmediğimiz veya koruyucu maddelerle dolu gıdalar bize hiçbir fayda vermiyor. Fakat, evde hazırlayacağımız gıdaları da dikkatli hazırlamamız gerekiyor. Örneğin, akşamüstü çayın yanında mutlaka alıştığımız kurabiyelerden yememiz şart değil. Buğday unu yerine yulaf kullanmamız dahi bizi birçok zarardan kurtarıyor. Yulafı damak tadınıza göre yulaf ezmesi şeklinde veya blenderdan geçirerek un halinde kullanabilirsiniz. Rafine şeker yerine ise muz, pekmez, hurma, kuru üzüm kullanımı kalori alımını ciddi oranda azaltıyor. İçine biraz ceviz, fındık, badem gibi kuruyemiş konulursa sınırlı tüketildiği takdirde gayet sağlıklı bir ara öğün haline geliyor. Ya da canınız bir sütlü tatlı istediğinde hazır/paket puding, supangle, muhallebi gibi tatlılara yönelmektense bir avuç chia tohumu, bir bardak yağsız süt ve bir ezilmiş olgun muzu pişirerek hazırlayacağınız chia pudingi size lezzetiyle kısa vadede sağlıklı olmasıyla uzun vadede mutluluk vaat ediyor. Böylece mutluluğa ihtiyacımız olduğunda sağlıksız, işlenmiş, yoğun karbonhidrat içeren gıdalardansa kendi hazırladığımız, emeğimiz ürünü, lezzetli ve sağlıklı gıdaların üretimi ve tüketimi bizi hem bir şey üretmekten dolayı mutlu ediyor hem de sağlıklı olmalarından dolayı tükettikten sonra pişmanlık oluşumunu engelliyor.

Bu dönemde kendimize yapabileceğimiz en ciddi kötülüklerden biri de kendimizi eve kapamak. Bu bizi hem dış dünyadan soyutlayıp karamsarlığa itiyor hem de hareketsizlik sonucu kilo artışına ve yağlanmaya yol açıyor. Unutmayın ki sağlıklı bir hayat için günde en az 10 bin adım atmamız gerekiyor. Nasıl mı sayacağız? Gelişen teknoloji sayesinde artık akıllı telefonlara yönelik birçok uygulama var. Hatta bazı markalarda telefonların kendisinde dahi böyle uygulamalar var. Emin olun uygulamalardan attığınız adımları takip etmek somut verilerle hem insana özgüven veriyor hem de gün içinde yapacağınız yürüyüşleri eğlenceli hale getiriyor. Kalın bir mont, kalın spor çorapları, dayanıklı spor ayakkabıları eşliğinde kulağınıza takacağınız kulaklıklarla dinleyeceğiniz enerji veren, modunuzu yükseltecek müzikler eşliğinde yapacağınız uzun bir yürüyüş fit bir vücut, sağlık ve en önemlisi bu zor zamanlarda enerji ile dinçlik ve akabinde mutluluk vaat ediyor.

Zorlu kış şartlarında içimizi ısıtacak en güzel içeceklerden biri de evde hazırlayacağımız bitki çayları. Poşet çaylardan ziyade bir tencere içinde tercihim ize göre kullanabileceğiniz çeşitli meyve, sebze, baharatlar ile hazırlayacağımız sıcak çaylar hem içinizi ısıtacak hem de metabolizmanızı hızlandırarak yağ yakımınıza katkı sağlayacak. Maydanoz, limon, keçiboynuzu, kabuk tarçın, elma, karabiber, karanfil gibi kullanabileceğiniz ve değerlendirebileceğiniz bir sürü besinle çeşitli bitki ve meyve çayları hazırlamak üstelik gerçekten çok kolay ve pratik.

Sonuç olarak, maalesef ki hayat her zaman güllük gülistanlık olmayabilir. Elbette zor zamanlardan geçiyoruz. Ama bu durum bugüne özel değil. Her zaman olumsuz şeyler yaşamamız mümkün. Fakat, bunun çözümü kendimizi

 eve kapamak, mutluluğu yiyeceklerde aramak değil. Bunlar sadece mutsuzluğun kronikleşmesine ve sağlığımızın olumsuz etkilenmesine yol açar. Siz her zaman hayatınıza sahip çıkın. Unutmayın ki mutluluk mutluluğu, pozitif düşünceler pozitif bir yaşamı tetikler. Evet belki sağlıklı beslenme ve düzenli spor ülkenin ve dünyanın sorunlarına doğrudan bir çözüm değil. Ama şunu da unutmayın ki siz hayatınıza sahip çıktıkça, sağlıklı yaşadıkça, kendinizle mutlu oldukça etrafınıza umut verebilir, bu zor günlerde onların mutlu olmasını sağlayabilir ve onlara mutlu ve sağlıklı olmaları için güzel bir örnek teşkil edebilirsiniz. 

Geri Git